“KAHRAMANLAR ÖLMELİ” (Mİ)?

Herbirimizin destanlaşan yaşanmışlıkları vardır nefis olur diye anlatmaktan edep ettiğimiz! İki kutuplaştırılan “KÜRESEL KURGU DÜNYANIN” ülkücüleri yada devrimcileri idik.Büyük çoğunluğumuz hak bildiğimiz “TUZAKLI YOL”da teslim olmadan,satmadan… destansı bir onurla yiğitçe yürüdük.

Bizler dava adamlarıydık,iyi militanlardık,karşılıklı “ÖLÜMLERLE EĞLENENLERDİK…” belki.Ama iyi politikacılar, iyi tüccarlar olamadık, birbirimizin kıymetini bilemedik! Devrimcisi,ülkücüsü yiğit insanlar birbirini sınarken içimizde ve dışarıda sinsice yorgun düşmemizi bekleyenler varmış. Kavga günlerinde görememişiz. Her iki taraftan gözlemlerime göre “bedel ödeyenlerden” korkuluyor ve en azından itibarsızlaştırılıyor… Hiçbir bedel ödemeden “sahibinin sesini”dinleyip zamanının gelmesini bekleyenler yaşadıklarımızı unutturmak istiyorlar “şehit edebiyatı” dışında… Düşünmeden edemem içinden geldiğim ülkücü gelenek açısından; şehitlerimizden yaşayanlar olsa ve yürürlükteki politikaları eleştirselerdi bizden farklı hangi davranışla karşılaşırlardı ki? Yahut bende o kervana katılabilseydim benimde edebiyatımı yapmayacak mıydı politika esnafı?

Velhasıl,ölü kahramanların edebiyatını yap, yaşayanlarını itibarsızlaştır ve yıkılası düzenini muhkemleştir.
Biz razı olsak Hakk razı olmaz…

Bu devran ne kadar sürdürülebilirki,hesap gününden kim kaçabilirki.
İnanıyorum ki;ülkücü ve devrimci tecrübe küllerinden doğacak,ülke kaderine el koyacaklar.
“Simitçiler”ce simide muhtaç edilmeye çalışılsa da…

ALAATTİN ALDEMİR

“…BİLSİNLER İSTEMİYORUM,
ZULMÜN ZİRVESİNDE BEN
ATEŞLERLE DAĞLANIRKEN
İKBALE ÇANAK TUTANLAR
ASHABI UHDUD GİBİ
ACILARIMLA ZEVKLENİRKEN,
BIRAKIN… BİLİNMEZLERE DALAYIM BEN
VE KİMSE BİLMESİN
İHANETE UĞRAYAN SEVDALARIMI…”
(Süleyman Kalaycı)

Previous Post Next Post